HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / TASAVVUF
Okunma Says: 180
Yazar: Ömer Türker
VAHDET-Ý VÜCÛD MESELESÝ (4)

VAHDET- VÜCÛD MESELES (4)Bata bnü’l-Arabî olmak üzere vahdet-i vücudcu düünürler, kendi varlk anlaylarn ifade etmek için çeitli anlatm yollarna bavururlar. Bunlar arasnda belki de en anlalr olan bu düüncenin temel kabullerini topluca ifade etmeye kabiliyetli daire örneidir. Bilindii üzere daire merkez nokta, çeper ve bu ikisi arasndaki yekpare yüzeyden oluur. Buna göre varlk, merkez noktadan çepere doru genileyen bir daire gibidir. Genileyen, Hak’tan ibaret olan varln kendisidir. Nasl ki sadece merkez nokta seviyesinde iken dairede hiçbir belirginlik yoksa Hak da kendinde mutlak gaybtr. Bu sebeple hiçbir ekilde zuhur etmemi kendinde Hakk’n nasl olduunu bilme imkânmz yoktur. Bu, Hakk’n “gizli hazine olduu” ve kendisinden baka hiç kimseye malum olmayan halidir. Vahdet-i vücudu dier birlikçi felsefi öretilerden ayran temel noktalarndan biri budur. Zira kendinde Hakk’n hiçbir zuhura indirgenmemesi, Tanr’nn mevcutlardan yani alemden ibaret görülemeyecei, evrenin bütününün Hakk’ oluturamayaca anlamna gelir.

Bir daire oluturacak ekilde noktadan çevreye doru üç yüz altm derecelik açyla genileme olduunu düünün. Vahdet-i vücudcu düünürler dairenin genilemesiyle ifade edilen bu zuhur sürecini üçlü beli yedili hatta krkl mertebe tasnifleriyle anlatmtr. Fakat burada böylesi ayrntya girmemek için sadece zuhur sürecinin tahlilini yapabiliriz. Genileme aral her ne olursa olsun ilk zuhurla birlikte daire oluur ve kademe kademe genileyebilir. Buna göre dairenin merkezinden çevreye doru genilemesi, Hakk’n ilk zuhurundan balar, son zuhur olan insanda nihayete erer. lk aamada ilahî isim ve sfatlar mücmel olarak yani topluca ama ayrntsz olarak bulunurken zuhurun son aamas olan cismanî âlemde ilahî isimler ayrntl olarak ortaya çkar. lk aamada isim ve sfatlar topluca bulunduu gibi son aamann son ucunda bulunan insanda da isim ve sfatlarn tamam bulunur. Yani zuhur, balad yere döner ama balangç ve son arasnda isim ve sfatlarn ayrntsnn bulunup bulunmamas bakmndan farkllk vardr.

Dairenin merkezi ile çevresi arasnda bulunan bütün noktalarn dairenin merkezine uzaklk ve yaknl farkldr ama daireye yaknlklar ayndr. Çünkü daire bunlarn tamamndan oluur. Bunun gibi zuhurun ilk aamas ile son aamas arasndaki bütün mevcutlarn Hakk’a yaknl eittir ama ilk zuhurdan son zuhura kadar uzanan süreçte bir sralama vardr. Sralama zorunludur ama bir önceki zuhur, bir sonrakinin sebebi deildir, çünkü bütün aamalarda zuhur eden tek bir vücûd vardr ve bu vücûd da Hakk’n kendisidir. Filozoflarn terimiyle söyleyecek olursak Hakk’n kendisinden baka bir metafizik illet yani varlk veren neden yoktur. Vahdet-i vücûdcular zuhur sralamasnn zorunluluunda filozoflarla ayn kanaatte iken her bir mevcudun Hakk’a yaknlnn ayn olmas hususunda kelamclarla ayn kanaattedir.

Zuhur sürecinde mevcutlar Hakk’n isim ve nispetleri olarak meydana geldiinden bir mevcudun meydana gelmesi, yokluktan çkarlmas demek deil, Hakk’n bir e’ni ve fiili olarak O’ndan sudur etmesi anlamna gelir. Bu hususta vahdet-i vücûdcu düünürler, kelamclardan farkllap filozoflarla ayn kanaatte görünürler ama onlardan da esasl bir farklar vardr: Filozoflara göre Tanr ile O’ndan sudur eden mevcutlar arasnda varlk bakmndan farkllk vardr yani Tanr’nn varl ile mesela cisimlerin, ruhlarn ve akllarn varl farkldr. Oysa vahdet-i vücûdculara göre Hak’tan baka varlk yoktur, dolaysyla varlk (vücûd) çoulu alnabilir bir ey deildir. Cismin, ruhun veya akln var olmas, tek olan Varlk’n bir nispeti olmalarndan ibarettir. Dolaysyla Hak ile dier mevcutlar arasnda varlk bakmndan farkllktan bahsedilemez. Bu bir cismin ekli veya renginin müstakil bir varla sahip olmayp cismin varlyla var olmasna benzetilebilir. Cisim eklinden ibarettir denemez, ekline indirgenemez ama ekil, varlk bakmndan cisimden baka da deildir. Hak ile herhangi bir mevcut arasndaki iliki de buna benzerdir. Bu bakmdan vahdet-i vücûdcular kelamclarn savunduu anlamda yoktan yaratmay savunmadklar gibi filozoflarn savunduu haliyle suduru da savunmazlar. Onlara göre Allah’n bir eyi yaratmas, o eyi kendi varlnn bir nispeti olarak var etmesi demektir. Evet, Varlk’n genilemesi sudur yoluyla olur ama filozoflarn teorisinde olduu gibi sudur, iki mevcudun birbirinden müstakil varla sahip olmas eklinde gerçeklemez. Böylece vahdet-i vücûdcular âlemin Hakk’n fiili oluuna farkl bir açklama getirmitir. Bu açklama, âlemin tamamnn Hakk’n fiili olduu hususunda kelamclarla uzlarken Hakk’n fiillerinin kendi içinde bir sralama barndrd hususunda filozoflarla uzlar.

Dairenin merkezinden çevresine giden zuhur süreci, icmalden tafsile ve ruhanilikten cismanilie doru ilerleyen bir süreçtir. cmalden tafsile gidiin sonucu udur: Zuhurun sonraki aamalarnda ortaya çkan her ey, öncekinde gizli olarak bulunur. Bu sebeple meydana gelen bütün mevcutlarn hakikati bir kays çekirdeinin yetikin bir kays aacnn bütün özelliklerini içermesi gibi zuhurun ilk aamasnda içerilir. Hakk’n zât, hareketin ölçüsü anlamnda zamandan münezzeh olduundan mevcutlarnn hakikatlerinin Hakk’ta bilgi olarak bulunmas da zamansal deildir. Dolaysyla eylerin Hakk’n ilmindeki hakikatleri ezelidir. Ruhanilikten cismanilie gidiin sonucu udur: Sralamada önce olan daima sonra olandan daha küllîdir. Küllî olmak, hem Varlk’n hallerine daha fazla sahip olmas hem de kendinden sonrakileri ve fazlasn içermesi anlamna gelir. Bu yönüyle vahdet-i vücûd, Fârâbî ve bn Sînâ gibi filozoflarn sudur teorisindeki varlk hiyerarisine yaklar ve kelamdan uzaklar. Dahas, mutlak soyutluk mertebesi her türlü ikilikten uzak olduundan zuhurun ilk aamasnda kelimenin hakiki anlamyla iradeden bahsedilemez. Bu sebeple mevcutlarn var olmasn mümkün klan feyiz, zamansal olmad gibi iradeli de deildir. Buna göre sonradan olan (hâdis) mevcutlarn meydana geldii cisimler âlemine gelinceye dek Allah iradeli deildir, zât gerei zorunlu klandr (mûcib bizzat), irade ancak cisimler dünyas söz konusu olduunda Allah’a nispet edilebilir. Böylece vahdet-i vücûd, filozofun mûcib bizzat tanr düüncesi ile kelamcnn fâil-i muhtâr tanr düüncesini birletirmi ve slam tarihinin ilk alt yüzylnda ortaya çkan iki farkl teolojinin her birini yeni bir teolojinin parçasna dönütürmütür.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Ömer Türker
09-05-26
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
VAHDET-Ý VÜCÛD MESELESÝ (4)
Online Kii: 14
Bu Gn: 554 || Bu Ay: 3.962 || Toplam Ziyareti: 2.926.572 || Toplam Tklanma: 58.583.014