İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Kategori : EDEBİYAT / UNUTULMAYANLAR
Okunma Sayısı: 2351
Yazar:
OLCAY YAZICI İÇİN NE DEDİLER?

Ne garip, tabiatın kış uykusuna hazırlandığı bir zamanda geldi Olcay Yazıcı’nın ölüm haberi. Biz buna, tabiatın yeniden dirilmek için ölüm uykusuna/ yolculuğuna uzanışı diyelim isterseniz. İşte, Olcay Yazıcı da hiç kimsenin beklemediği bir anda çıkıverdi bu yolculuğa. Biz şimdi ne diyebiliriz ki onun bu yolculuğuna: ‘güle güle ağabey, mekânın cennet olsun…’dan başka…

 Bu güzel insanı, bu çile dolu yolcuyu, dostlarına sorduk; ancak bunu yapabildik. Bir de duâlar ettik ardından. Güzel hatıralar bırakarak gitti o; sanki bir düğüne gider gibiydi…  Adem Turan

 

NURETTİN  DURMAN

Bir Var Bir Yoksunuz İşte

Allah rahmet etsin.Olcay Yazıcı ile bir Bolvadin seyahatinde tanışmış olduk.

Tabii ki ismen bildiğim bir şairdi. Özcan Ünlü dostum söz ederdi kendisinden.

Sanıyorum uzun yıllar birlikte çalışmışlardı. Uzun bir sohbetimiz olmuştu o ilk karşılaşmamızda.

Olcay Yazıcı şiirin hecesine müptela bir şairdi. Hece şiirini benimsemiş ve o tarzda karar kılmış ve şiirinde çok hassas davranmıştı.

Birçok defa bir araya gelmiş olduk. En son 16 ağustos Yazarlar Birliği’nin iftarında karşılaştık. Kısa bir hal hatır sormuş olduk ancak birbirimize.

Hayat böyledir işte, ömür bitiyor birden. Aniden.. Bir var bir yoksunuz bu oyun ve oyalanma yeri olan dünyada. Mekânı cennet olur inşallah.

 

MUSTAFA ÖZÇELİK

Olcay Yazıcı İçin

Vefatını Eskişehir’den İstanbul’a gelirken yolda öğrendim. Ne yazık ki cenazesine yetişmem mümkün olmadı. Sözün başında ona rahmet diliyorum. Olcay Bey’i yazar ve şair kimliğiyle “Çocuklar Vatanında Büyüsün” isimli öykü kitabıyla tanıdım.  Yüzyüze tanışmamız ise Kültür Dünyası dergisinin yayın yönetmenliğini yaptığı yıllarda gerçekleşti. Benim de bu dergide yazılarım yayımlanıyordu. Bu vesile ile bir İstanbul ziyaretimde derginin bürosuna uğramış, gıyabi tanışıklığımızı vicahiye çevirmiştik. Daha sonra kimi yerlerde yapılan şiir şölenlerinde karşılaştık. Sapanca’daki şölende aynı odayı paylaştık. Bolvadin şiir şölenlerinde dört yıl boyunca birlikte olduk. Kendisini en son birkaç ay önce Burç FM’de görmüştüm. Dil ve estetik konusunda haftalık sohbetlere başlamıştı.

Olcay Yazıcı, bir öykücü, denemeci ve şair olarak edebiyatımıza nitelikli eserler armağan etti. O, bu toprakların sesiydi. Yerli olandan beslenerek verdiği eserlerinde derin bir bilgi birikimi ve estetik kaygı hemen göze çarpan hususiyetiydi.

Gazetecilik de yapmış olmasına rağmen edebi dil hassasiyetini hep korudu. Gerek edebiyatçı gerekse şahsiyet olarak hayırla, hasretle anılacağından eminim. Allah’ın rahmeti üzerine olsun. Aile fertlerine, edebiyat camiamıza başsağlığı diliyorum.

BESTAMİ YAZGAN

Kök Bilgiden Gök Bilgiye Yürüyen Şair

Olcay Yazıcı, inandığı gibi yazan ve yazdığı gibi yaşamaya çalışan bir şairdi. İnandığı doğruları muhatabının yüzüne söyleyecek kadar sert ama kimsenin arkasından konuşmayacak kadar mertti. Kocaman yüreğine milletin ve ümmetin dertlerini yüklemişti. Yüreği bu ağırlığa dayanamadı. Kendi deyişiyle “kök bilgiden gök bilgiye” yürüdü. Mekânı cennet olsun…

“Yunus öldü diye sala verirler,

Ölen hayvan imiş, âşıklar (şairler) ölmez.”

RECEP GARİP

Dostum Olcay Yazıcı

11 Eylül akşamı kalp kriziyle birlikte aramızdan ayrıldı Olcay. 1994 sonrasında tanıdığım bir çok şiir gecesinde kimi dergilerde birlikte yazdığım kadim bir dostu kaybetmenin hüznünü yaşıyorum. 12 Eylül Türkiye'ye yeni bir heyecan, yeni bir hareket  getirecekti. Ramazan bayramının üçüncü günü saat 13.25 te beni arayarak önce bayramlaştık.  Sonrasında Türkiye’nin yeni bir Pazartesi sabahına hazırlandığını ve bunun önemini konuştuk. Özlemiştik birbirimiz. Halleştik, yarenlikler yaptık. Uzun süre birbirimizin hal ve hatırını sormakta geciktiğimizi ifade ettik. Kucaklaştık, dualaştık birbirimize. Allah’a emanet bırakarak telefonu kapattık.

Dostum kalp krizi geçirmiş, bunu  sevgili Akın Akıntürk haber verdi önce . Arkasından da İlesam’dan mesaj geldi. Birden bire ‘İnnalillahi ve inna ileyhi raciun’ diyerek nutkum tutuldu. Gözlerim doldu sesizce bir müddet hanıma çocuklarıma bir şey söyleyemedim. Arkasından Dil ve Edebiyat dergimizin bir şairi olmasının ötesinde Türk şiiri bir şairini daha kaybetmişti. Mesajla, telefonla arkadaşlarıma haber aktardım. Sonra Ekrem Kaftan’la, M. Kamil Bersey’le görüştüm. Cenazeye mutlak surette katılınması gerektiğini  konuştuk.

Türk şiiri bir Yunus daha kaybetti. Biliyorum ki bir mümindi. Bu ülkenin değerleri için bir ömür mücadele ederek geçirmişti. Velüt bir şairdi Olcay. Eski şiirimizin süren ışığıydı. Genç bir takipçisi vardı. Kadim kültürün köklerinin çok derinlerde olduğunu o latif sesiyle, yazı ve şiirleriyle anlatırdı. O şimdi şiirleriyle, yazıları ve kitaplarıyla amel defterine güzel tanıklıklar yazdırmayı sürdürecektir.

Aziz dostuma Rabbimden rahmetle dostlarımızdan fatihalar beklerken, ailesine, çocuklarına, bütün dostlarımıza ve Türk aydınlarına sabırlar diliyorum.

ÖZCAN ÜNLÜ

Istırabı Olan Adamdı

Nasıl anlatsam? Nereden başlasam? Metafizik ürpertisinden mi söz etsem? Endişelerinin öteleri kurcalayan heyecanından mı konuşsam? Eylül'ün Kırdığı Gül'den dizeler mi alsam? O dizelerle, bir eylül sabahı aramızdan ayrılışının öyküsünü mü kursam? 20 yıllık dostluğumuzun izlerini mi sürsem? Karşılıklı masalarda geçen 6 yılın lezzetinden mi bahsetsem? Vefasından, kadirşinaslığından, arkadaşlığından ve bunların gerçek anlamlarını yitirdiği günümüzde onun şahsında yeniden kazandığı manadan mı yola çıksam? Osman mı desem, Olcay mı; ağabey mi?

Abartmıyorum. Kendi çizgisinin son 'adamı' idi.

Hisar'dan Töre'ye, Türk Edebiyatı'ndan İnsan ve Kâinat'a, Kırağı'dan yayın yönetmenliğini yaptığı ve benim de hemen her sayısına katkıda bulunduğun, Kültür Dünyası'na kadar onlarca dergide yazdı, söyledi, anlattı, kızdı, anlattı. Şiir, hikaye, deneme, analiz, kültür yazıları, biyografi...

Özellikle 'Kitapsız Toplum' kitabıyla içimdeki direnci kırdı. 'Büyük Gün'le sarstı. 'Papatyalar Üşümesin'le çocuksu sevincime hüzün damıttı. 'Tartışmayı Tartışmak'la kaliteli bir entellektüel hassasiyetin ipuçlarını verdi. 'Hüzün Yazıları' ile hüznümün burçlarında dolanıp duran kalbime yön gösterdi. 'Nemrut Ateşi' ile çağı anlamamı sağladı. 'Yaralı Küheylan' ile çağlayanlar gibi akıp duran trajedimize yeniden yönelmemi sağladı.

Olcay Yazıcı, 'büyük' adamdı. Derdi olan adamdı. Istırabı olan adamdı. Endişesi olan adamdı. İyi adamdı, güzel adamdı. Gitti. Mekanı cennet olsun...

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar:
14-01-11
E mail: Mail Adresi Yok
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
OLCAY YAZICI İÇİN NE DEDİLER?
Online Kişi: 15
Bu Gün: 110 || Bu Ay: 3.767 || Toplam Ziyaretçi: 1.861.033 || Toplam Tıklanma: 46.311.653