AYASOFYA ARTIK CAMİ

Bugünleri gösteren Rabbimize şükürler olsun!

 

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : TÂRİH / İSLÂM TÂRİHİNDEN
Okunma Sayısı: 2692
Yazar: Müfit Yüksel
Bangladeş'teki idam ve Hint Müslümanlığının trajedisi-1

Bir süredir Güney Asya ülkelerinden Bangladeş'te bir trajedi yaşanıyor. Bangladeş hükümeti ülkedeki dindar/İslâmi gruplara karşı acımasız bir savaş açmış durumda. İdamlar, sokaklarda insanların öldürülmesi, doldurulan cezaevleri ve işkenceler… En son, Cemaat-i İslâmi liderlerinden Abdulkâdir Molla'nın oldukça ilerlemiş yaşına rağmen hakkında verilen idam kararı ve kararın iki gün evvel infazı yapılmakta olan zulmün zirvesini teşkil ediyor. Yoksulluğun ve sefaletin zulümle eşdeğer şekilde zirvede oluğu Bangladeş'teki son gelişmeler bunu daha da büyük bir trajediye dönüştürüyor.

Bugünkü trajedinin ana kaynağı İngiliz sömürgecilik dönemi ve ardından Hindistan'ın parçalanması süreci olmuştur. Bugün için, parçalanmış bir Hindistan ve parçalanmış bir Pakistan, Hint alt kıtasının diğer Müslüman bölgelerinde olduğu gibi, Bengal bölgesindeki Müslümanların yaşadığı trajedinin temelini teşkil etmektedir. 18. ve 19. yüzyılda Hint kıtasını adım adım işgal edip, sömürgeleştiren İngiltere Hindistan'ı kendi stratejisi doğrultusunda eyaletlere ayırıp parçalanmasına yol açar.

Bağımsızlık sürecinde Hindistan'ın parçalanarak Hindistan ve Pakistan diye iki ayrı devlete dönüşmesi; sonrasında, 1971 yılı Aralık ayındaki Hindistan-Pakistan savaşı ardından, 21 Aralık 1971'de Doğu Pakistan'ın Hindistan'ın işgal ve desteği ile, Avâmi Partisi lideri Muciburrahman tarafından Bangladeş adı ile bağımsız bir devlete dönüştürülmesi, Hint altkıtası Müslümanlarının son yüzyılda yaşadığı acı ve trajedilerin ana sebepleridir. Hint kıtasındaki parçalanma sürecinde bugüne değin hep sadece Müslümanlar zararlı çıkmıştır. Oysaki, Hint Müslümanlığı İslam dünyasının çok önemli bir varlığıydı.

Hint altkıtası; masallarıyla, zengin mitolojisiyle, dini motifleriyle, tarihi misyon ve eserleriyle ünlü bir alt kıt'adır. Hint altkıtası halen de dünyanın en kalabalık Müslüman nüfusunu barındıran bölgedir. İslam'ın henüz ilk asırlarında, Basralı, Yemenli ve İranlı Müslüman tüccarlar aracılığıyla, İslam Hint yarımadasına ulaşmış ve sahil kesimlerinden başlayarak yayılma eğilimi göstermiştir. Hicri 92 yılında Muhammed bin Kâsım Es-Sakafî öncülüğündeki kuvvetler Sind bölgesine girerler. Gazneliler zamanında ise Gazneli Mahmud'un (388-428) düzenlediği seferler sonucu Hindistan'ın çeşitli bölgelerinde İslam hakimiyeti sözkonusu olmuştur. Daha sonra Delhi'de kurulan İslam-Türk hanedanıyla Müslümanların idaresi kökleşmiş, ta ki Portekiz ve İngiliz tasallutuna kadar. Daha sonra gelen, M. Zahiruddin Baburşah (1483-1530) ile başlayan Babürlüler hanedanı ve Evrenigzib Alemgir döneminde Müslüman Timurlu-Babürlü egemenliği zirveye çıkmıştır.

Zaman içinde Abbasiler devrinden başlayarak Hint altkıtasından Sünbül bin Abdullah El-Hindî'den başlayarak bir çok meşâhir-i İslam çıkmış, bir hayli ulema, meşayih ve mutasavvıf yetişmiş, hatta İslam aleminin çeşitli yerlerine dağılmış, bu ulema ve meşâyih çoğunlukla Hicaz bölgesine yerleşmişlerdir. Hintli olan birçok müfessir, muhaddis, kelamcı, fakih ve irfan ehlinin eserleri hala kütüphanelerimizi süslemektedir.

Hindistan İslam kültüründe ve medeniyetinde köklü ve önemli bir yere sahip olmuştur. Hindistan; Iran, Irak Ve Maveraunnehr'in yanı sıra en önemli İslam medeniyet merkezlerinden biri haline gelmiştir. Eskiden beri Hint medreseleri Ehl-i Sünnet ekolünün en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Hindistan'da; Deobend, Bombay, Kalküta, Bhopal, Caypur, Gaziabad, Haydarabad, Gücerât, Karaçi, Ravalpindi, Siyalkut, Panipet, Lahor, Eski Delhi, Feridabad, Ahmedabad, Azimabad, Devletabad, Muradabad, Milyan, Sind, Srinagar, Ayodha, Amritsar, Çittagong, Turpüşt, Keşmir, Sirhind, Burhanpur, Agra, Binares, Sultanpur, Leknev (Lucknow), Bihar, Saidpur bölgede İslam kültür ve medeniyet merkezleriydi. İmam-ı Rabbanî Ahmed Farukî Es-Sirhindî'den (971/1564-1034/1624) başlayarak Nakşibendiliğin Müceddidiye kolunun merkezi Hindistan'dı. Hindistan'ın çoğu yerinde idareciler, yöneticiler ekseriyetle Müslüman'dı. Müslümanlık ön planda durmaktaydı. Hint altkıtasının İslam dünyasındaki yeri ve etkisi sadece bunlarla sınırlı olmayıp, buradan yetişen ulemâ ve meşayih İslam dünyasının birçok noktasında etkin olmuşlardır.

Hindistan Gaznelilerden başlayarak sömürgecilik dönemlerine kadar ekseriyetle Müslümanların idaresinde hakimiyetinde olagelmiştir. Hindistan'ın neredeyse her eyaletinde Müslüman racalar bulunmaktaydı. Delhi'deki Müslüman-Türk hanedanı ile daha sonraki Timurlu-Babür hanedanı merkezi olarak da güçlü hanedanlıklar mahiyetinde Hindistan'ın büyük bölümünü ellerinde tutmuşlardır. İngilizlerin kanlı sömürgecilik dönemlerinde bile yerel idareciler yine büyük oranda Müslümanlardan oluşmuştu. Asırlarca Hindistan'da yönetim geleneği Müslümanların elinde olagelmiştir. Müslümanlar bu dönemde dahi bir şekilde hakim unsur olma konumlarını sürdürmüşlerdir.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Müfit Yüksel
14-12-13
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
Bangladeş'teki idam ve Hint Müslümanlığının trajedisi-1
Online Kişi: 23
Bu Gün: 44 || Bu Ay: 5.561 || Toplam Ziyaretçi: 1.752.523 || Toplam Tıklanma: 43.897.153