RAMAZAN BAYRAMI

Bayram kahvenin telvesi
Kutlu açlığın meyvesi

Ramazan Bayramınız mübârek olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / MEDYADAN
Okunma Sayısı: 2226
Yazar: Cem Küçük
31 MART'TAN SONRA YENİ MEDYA DÜZENİ

Türkiye'ye yönelik 27 Mart terör saldırısından sonra medyada hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını yazdık. Hemen o gün Fatih Altaylı'nın Habertürk'ün başından atıldığı haberi geldi. Turgay Ciner'in Fatih Altaylı'yı görevden alması önemli bir dönüm noktasıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 27 Mart sonrası yeni tavrı neticesi böyle olmuştur. Ciner medyaya girdiği günden itibaren Altaylı onun baş adamıydı. Şimdi bu dönem bitti. Tabii 2001 yılında Altaylı, Ciner hakkında mafya bozuntusu diye yazmıştı ama onu geçelim. Altaylı gibi eski Türkiye medya aktörleri böyledir. Bir davaları ve inançları yoktur. Sadece ve sadece çıkarlarına tapar bunlar. Dün Aydın Doğan'ın emriyle Turgay Ciner'e saldırıyordu. Bugün Doğan'a... Yarın yeniden Aydın Doğan'ın emrine girebilir. Zaten geçenlerde Doğan'a sırnaşmaya çalışıyordu CNN Türk'te. Babıali kökenli gazeteciler böyledir...

Dünkü yazımda paralel örgütün tetikçiliğini üstlenen medya ile ilgili de önemli bir not vardı. Bu paralel suç medyası Süleyman Şah Türbesi'ndeki 48 Mehmetçiğimizin hayatını tehlikeye atan bir yayın çizgisi izledi. 48 askerimiz bu maksatlı yayınlarla katledilse bile üzülmez bunlar. Bu kadar sorumsuzlar. Jullian Assange da böyleydi. Yaptığı sorumsuz yayınlarla eline kan bulaştı ve şu 5 metrekare odada tutuklu... 27 Mart günü ulusal yayın lisans hakkı iptal edildiği halde Kanaltürk yasadışı bir şekilde ulusal yayındaydı. Paralel yapının üç mensubu Julian Asange gibiydi. O üç paralelci açıkça vatana ihanet suçu işlediler ve devletimizi El -Kaide'ye yardım eden ülke diye sundular. Anlaşılıyor ki bu isimler imamları gibi kaçış planını hazırlamış. Yoksa bu şekilde Türkiye halkına ve devletine meydan okuyamazlardı. Bu çetenin Türkiye'den nefret ettiği bu süreçte anlaşıldı... Aynı ihanet çabaları diğer paralel kanallarda da vardı. Bundan böyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin her türlü paralel yayın organının lisansını iptal etme hakkı vardır. Uluslararası hukuka da uygun bir tavırdır bu. Bu yayınlar basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. ABD'de El Kaide'ye bağlı bir TV kanalı ve gazete olamayacağı gibi Türkiye'de de bundan böyle paralel terör örgütünün herhangi bir basın yayın faaliyeti olamaz. Artık deniz bitmiştir.

Demokratik bir ülkede yazarların hükümete muhalif olma hakkı sonuna kadar vardır fakat o ülkenin varlığına muhalif olma hakkı yoktur. 27 Mart saldırısında casusların ağzıyla konuşanlar Türkiye'ye düşmanlık yapıyorlar ve bunun elbette bir bedeli olacak. Demokrasinin gereği de budur. Hükümet muhalifleri anaakım gazetelerde yazarlar. Anaakım holding TV'lerinde de yayın yaparlar ama bir devletin tamamına muhalif olan marjinal tipler ancak marjinal organlarda olabilir. Büyük holding medyalarında Julian Assange gibi tipler yer bulamaz Batı medeniyetinde. Anaakım medyada son tahlilde o ülkenin çıkarlarına bağlı gazeteciler yer bulabilir. O yüzden dünkü yazımda meşruiyet ayrımı yaptım. ABD ve Britanya medyasındaki kriterler neyse benim de kriterim odur...

Örnek de verdim. Doğan gurubunda Sedat Ergin, Erdoğan hükümetinin sert bir muhalifi ama meşru devlet ve hukuk nizamının yanında tavır aldı. Paralel çeteye tavır aldı. Devletinden yana ama AK Parti'ye muhalif yazarlar rahat olsun. Onlar için bir sorun yok. Fakat gemi kaptanına olan nefretle gemiyi batırmaya kalkarlarsa bedelini ağır öderler. Aydın Doğan da eğer Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli kararına direnirse tamamen gayrimeşru hale düşer ve sonu Cem Uzan gibi olur. Unutmayın Cem Uzan da Türkiye Cumhuriyeti Devleti kararıyla bitirildi. Uzanların tasfiyesi AK Parti'nin değil topyekun devletin kararıydı ve uygulandı. Uzanlar buharlaştı... Paralel çetenin tasfiyesi de parti değil topyekun devlet kararıdır ve gereği uygulanacaktır. Erdoğan nefretinden ötürü paralel çetenin yanında saf tutanlar da 31 Mart'tan itibaren anaakım medya hayatından buharlaştırılacaktır. Bu ülke sokakta bulunmadı. Herkes kendine gelsin...

Ciner Medya'da da her şey Altaylı'nın gönderilmesi ile bitmiyor. Orada da mesela Umur Talu sonuna kadar hükümetin muhalifi ama meşru sınırların farkında bir kalem. Sağlam ve tutarlı eleştiriler yapıyor. Talu gibiler anaakım holding medyasında olmaya devam edecek fakat Yavuz Semerci gibi paralel çetenin ağına düşüp meşru sınırları aşarak doğrudan Türkiye Cumhuriyeti'ni hedef alanlar gayrimeşru durumdadır. Haberturk'te ne yazık ki bitik duruma gelen diğer kişi Serdar Turgut. Gerçi bu ara benim dışında kendisini okuyan var mı bilmiyorum ama meşru sınırları çok zorluyor. Turgut'un yazıp yazmadığının kimse farkında değil. Turgut yaşarken öldüğü için kimse üzerinde durmuyor ama onun da Semerci'den farkı kalmadı. Keşke bu işlere hiç girmese ve hayatta tek bildiği iş olan New York'u yazsaydı!

Türk medyasında yarından itibaren yeni bir dönem başlıyor. Meşru ile gayrimeşru olan net çizgilerle ayrılacak artık. Meşru yöntemlerle her görüşün özgürlüğü için canımızı veririz ama gayrimeşru araçlarla Türkiye Cumhuriyeti'ne düşmanlık yapanlar lütfen Assange'ın öyküsünü iyi okusun. Batı'da olan neyse bu ülkede de o olacak artık. Kimsenin gözünün yaşına bakılmayacak...

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Cem Küçük
30-03-14
E mail: yenisafak.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
31 MART'TAN SONRA YENİ MEDYA DÜZENİ
Online Kişi: 8
Bu Gün: 256 || Bu Ay: 5.487 || Toplam Ziyaretçi: 1.752.381 || Toplam Tıklanma: 43.893.856