RAMAZAN GELDİ HOŞ GELDİ

 

Kardeşlerimizin Ramazân-ı Şerîf'lerini tebrik ederiz.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : EDEBİYAT / TENKİD
Okunma Sayısı: 2682
Yazar: D. Mehmet Doğan
YENİ NOBELİSTİMİZ BELLİ OLDU!

YENİ NOBELİSTİMİZ BELLİ OLDU!Şöhretin en son varacağı yer, mezar taşıdır!

Türkiye’den bazı yazarlar için mezar taşına “Nobel adayı” yazılması garip durmaz.

Adaylık da bir pâyedir elbette! Ayrıca da Türkiye’de Nobel’e yeşillenen çok ve fakat aday olarak adı sık telaffuz edilen pek fazla kimse yok.

O listeye yeni bir isim eklenebilir mi? Şüphesiz bu mümkündür.

Yeni isim/isimlerden biri adaylık sürecini başarıyla tamamlayıp Nobel’e kavuşan Orhan Pamuk’un yalnızlığını giderebilir mi?

Şimdilik Pamuk yazarımızın yegâneliği sürer görüşündeyiz.

Bu görüşlerimizi değiştirecek hamleler yapanlar da elbette olabilir. Nitekim, bir zamandır bir yazara yakışmayacak hafifliği ile dikkati çeken bir bayan adaylığını güçlü bir şekilde ortaya koymuş.

“Yazara yakışmayacak” dedim... Oysa “edibe yakışmayacak” demeliydim. “Edeb” edibliğin şanındandır. Edebiyatçının edepsizi de olur elbette. Fakat o zaman kapsama alanının dışına çıkar.

“Edib”e göre “yazar” kelimesi böyle bir zarureti derpiş etmiyor olabilir.

Bu bayanın baba kompleksi anasının adını soyadı olarak benimsemesine kadar varmış. “Devlet baba” daha katmerli komplekslerin mevzuu olabilir. Ülkesine, devletine düşmanlık, aynı zamanda başka ülkelerde itibar, başka devletler nezdinde güç kazandırabilir.

Türkiye’de kazib şöhretin zirvesine varmışsanız, yapacağınız budur.

Şöhretin şafağını Türkiye dışında söktürmenin en güçlü adımlarından biri “Baba ve Piç” olmalıdır. Her ne hikmetse, İngilizce “İstanbul Piçi” olarak yazılmıştır bu kitap (The Bastard of İstanbul).

Bu klasik Ermeni tezlerinin “Türk” bilinen bir bayan tarafından romanlaştırılması değilse nedir?

Eğer öyle ise, nedir? Dışa açılmak, Türk olarak, Türkiyeli olarak yeterince elverişli değildir. Fakat bunların zıddı olursanız, piyasanız genişler.

Bakalım Baba ve Piç’ten sonra bayanın piyasasına... Bir kere kitap İngilizce yazılmıştır. Bu bir özenti mi, şöhretin hızlandırılması yönünde bir hamle mi?

İngilizce yazan ve fakat İngiliz asıllı olmayan çok sayıda yazar var. O çoklar kafilesine katılması garipsenmeyebilir. Bunların bir kısmı “İngiliz” edebiyatına mal olur.

Mezkür bayan bunu başarabilir mi?

O azim ve ihtiras onda oldukça “olmaz olmaz” denemez!

Tam da zamanında, Nevyork Taymis’de görünmüş. Oryantalizmin doğrularının sürekli teyidinden hoşnut olan zihinleri mest edecek bir makale yazmış.

Böylece adaylığı ile ilgili süreci başlatmış.

Yazı alışıldık bir oryantalist kadın duyarlığı üzerine kurulmuş.

Kadın, eskiden köle idi, cariye idi, öyle veya böyle pazarlanırdı... Şimdi hür, hürriyetinin zirvesinde. Kadın vücudunun her türlü pazarlaması, büyük bir piyasa meydana getiriyor.

Reklamlarda kadın vücudunun kullanılmasına itiraz eden haysiyetli kadınlar çoğalıyor. Pazarlama alanı genişlemiş bir kadını savunanlar hâlâ büyük çoğunluğu teşkil ediyor.

Bu bayandan hangisini beklersiniz? Elbette oryantalizmin talepleri doğrultusunda yazmasını, pirim yapacak olan o.

İstanbul’da kadın vücutlarının sergilendiği bilbortlar karalanmış... İşte bu bir felaket habercisi... Kadın vücudunun sergilenmesi, pazarlanması özgürlüğüne fiili bir tehdit! Kapitalizmin kadın pazarını daraltan bir tavır. “Türkiye böyle giderse İran olur!”

Bayan yazar sansüre karşı... Kadın vücudu olabildiğine açılmalı, edep ve haya hislerini rencide edecek şekilde şehrin sokaklarında teşhir edilmeli! Eskiden bu teşhir köle pazarında yapılırdı. Mahdut müşteriler görürdü. Şimdi herkes görmeli, asıl müşterileri dışında geniş bir kitle gözünden yakalanmalı!

Bu yetmez ki... İşi nüfusa da getirmeliyiz: Batılıların onulmaz korkusu. “Nüfusumuz azalıyor, müslümanlar hızla çoğalıyor.”

Bu meşhur yazarımızca “kadınlar üç çocuk dayatması” şeklinde formülleştiriliyor.

Sanki hükümet kadınların kaç çocuk yaptığını takip eden bir sistem kurmuş. İkide kalanlara baskı uyguluyor, yatak odalarına cihaz yerleştiriyor, ille de üç diyor!

Kadınlara şu söyleniyormuş: Değeriniz anne ve eş olmaktan geliyor!

Onun söylediği şu mu: Değeriniz anne ve eş olmamakta!

Sen kendi değerine, Türkiye kendi değerine sahip çıksın.

Tavsiyem şu: Bir kitabında erkek kıyafeti giyip reklam yapmıştın, bundan sonraki kitabının reklamını tangalı yap. Bakalım resmin karalanacak mı?

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: D. Mehmet Doğan
24-07-14
E mail: habervaktim.com
 
 
Yorumlar: 1
Alaettin
Kalemine sağlık
Tarih : 31-07-14

Mehmet Bey'den Allah razı olsun. Bayanın müstahakkını vermiş.

 
YENİ NOBELİSTİMİZ BELLİ OLDU!
Online Kişi: 17
Bu Gün: 211 || Bu Ay: 3.734 || Toplam Ziyaretçi: 1.739.080 || Toplam Tıklanma: 43.623.902