HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / ÎMAN VE İSLÂM
Okunma Sayısı: 1980
Yazar: Serdar Demirel
YIL BAŞI VE İSLÂM

YIL BAŞI VE İSLÂMYine bir yılbaşı arifesindeyiz. Bütün dünyayı, geceyi kutlama heyecanı sarmış. Pagan ritüellerin hakim olduğu bir tüketim çılgınlığından bahsediyoruz.

Maksimum düzeyde zevk arayışının, devlet eliyle oynatılan kumarla zengin olma hayallerinin, yeni yıla nasıl girersen gelecek bir yılı da ona göre mutlu geçirirsin gibi ilkel beklentilerin tavan yaptığı bir vasat bu.

Müslümanlar nasıl oluyor da değer üretmeden uzak ve fakat bütün değerleri tüketmeye ayarlı bu çılgınlığa katılabilmekteler, anlamakta zorlanıyorum.. Oysa Efendimiz (sas) “Kim kendisini bir kavme benzetirse (teşebbüh) onlardandır.” (Ebu Davut: 4/44, hn. 4031) sözüyle ümmetini uyarmıştır. Bu anlamı destekleyen birçok rivâyetten birisi de; “Bizden başkasına benzeyen bizden değildir” (Tirmizi: 5/56, hn. 2659; Tabarani: 7/238, hn. 7380) hadisidir.

Bu ve benzeri nasslar İslâm dışı dinleri sembolize eden ve İslâm’a ait olmayan kültürleri taklit etmeyi, bu din ve kültür müntesiplerine “teşebbühü, yani benzemeyi” yasaklamıştır. Peki, teşebbüh nedir?

Teşebbüh ise Arap dilinde; benzer ve denk gibi anlamlara gelen şibh, şebeh veya şebîh lafızlarından türemiştir. (Lisan al-Arabî: 13/503)

Aynı kökten türeyen eşbehe fiili benzemek anlamına gelirken Ebu Davut’un yukarıda zikrettiğim rivâyetinde geçen teşebbehe fiili "benzemeye çalışmak" manasına gelir. Bu iki fiil arasındaki fark, ait olduğu babın yapısı gereği teşebbehe fiilinin tekellüf ifade etmesindendir. (İbn al-Hâcib, as-Şâfî: s.20)

Bu babdan gelen fiillerin bir işi gayret göstererek yapmak gibi yan anlamı vardır ve buna göre teşebbehe fiilinde de bilerek, niyet ederek, özenerek benzemeye çalışmak ve taklit gayretleri mevcuttur.

Ulemâ nassların ışığında yasak olan “benzeme”nin, evvelemirde itikatta ve ahlâkî duruşta, sonra da tavır ve davranışta, kültürde, giyim ve kuşamda olduğunu söylemişlerdir.

İslâm fıkhının izin vermediği benzeşme türlerinin toplumsallaştığı oranda ilerideki asırlarda Müslümanları büyük krizlerin eşiğine taşıyacağını da Hz. Peygamber (sas) şöyle haber vermiştir:

“Sizler, kendinizden önce gelen ümmetlerin sünnetine kulacı kulacına, arşını arşınına ve karışı karışına muhakkak tıpa tıp uyacaksınız. Hatta onlar, daracık bir keler deliğine girseler oraya siz de gireceksiniz.”

Oradakiler, “Ey Allah’ın Rasûlü! (Onlar) Yahudiler, ve Hıristiyanlar mı?” diye sordular. O da: “Onlar değilse kimler olur?” buyurdular.” (Buhari: 4/206, hn. 3456; Muslim: 8/57, hn. 6952)

Bu meyanda merhum Muhammed Esed bireysel ve toplumsal düzeyde Batı hayat tarzını taklit etmenin varlığımız için en büyük tehlike olduğunu söylemektedir. (Islam at the Crossroads, s.69)

Bu durumu hastalıklı bir hâl olarak tasvir eden Esed; medeniyet dediğimiz şeyin içi boş bir form olmadığını, yaşayan bir enerji olduğunu, bu formu kabullendiğimiz ânda o medeniyetin dinamik çalışma etkisinin bize ve düşünce kodlarımıza da nüfuz etmeye başlayacağını vurgulamaktadır. (s.71)

“Her kim bir kavme benzerse onlardandır” hadisinin de bu yabancılaştırıcı etkisini ifade eden mükemmel bir uyarı olduğunu vurgulayan Esed; “Yabancı bir medeniyetin entelektüel ve estetik kabullerini onun ruhunu beğenmeden/kabûllenmeden” mümkün olamayacağını da söyler. İslâm dünya görüşüne özde aykırı olan bu yabancı medeniyeti kabûlün Müslümanlığımızı etkileyeceği de açıktır. (s.73)

Hz. Peygamber’in (sas) sahabelerinden Hz. Huzeyfe’nin (r.a) “Ahlak ahlaka benzemedikçe kılık kılığa benzemez” sözüyle, İbn-i Mesud’un (r.a) “Kalp kalbe benzemedikçe kılık kılığa benzemez” sözlerini de bu meyanda hatırlatalım. Çünkü insanın amelleriyle düşünce kodları arasında güçlü bağlar vardır, ilki diğerinin sonucudur..

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Serdar Demirel
28-12-14
E mail: yeniakit.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
YIL BAŞI VE İSLÂM
Online Kişi: 20
Bu Gün: 143 || Bu Ay: 7.965 || Toplam Ziyaretçi: 2.932.254 || Toplam Tıklanma: 58.666.186