
| Kategori : / HUKUK HİKÂYELERİ | Okunma Sayısı: 526 |
Çok manidar bir haber ile karşılaÅŸtım geçen gün.
Haber, Kocaeli'de 1 milyon 600 bin TL'lik arabasını, sahte evrak düzenleyen dolandırıcılara kaptıran İzzet Kalyon’un başından geçenleri anlatıyordu.
Aralık 2024’te arabasını satmak isteyen Kalyon internete ilan veriyor. Alıcı olarak gelen kiÅŸi, aracı karısına alacağını söylüyor. Dolandırıcı kiÅŸi parayı, verilen İBAN numarasına yatırdığına dair bir dekont gösteriyor Kalyon’a. Tabi dekont sahte! Kalyon dekontun sahte olduÄŸunu satışı yaptıktan sonra anlıyor. Paranın hesabına yatmadığını söylediÄŸinde “henüz düÅŸmemiÅŸtir, birazdan düÅŸer” cevabını alıyor. Fakat para hesaba hiçbir zaman düÅŸmüyor.
Kalyon dolandırıcı kiÅŸinin babasına gidiyor. Durumu izah ediyor. Ancak oyalanıyor! Kalyon her defasında “bugün-yarın paran yatacak” diye oyalanıyor.
Kalyon olayı hem kamuoyuna hem de yargıya taşıyarak legal bir mücadeleye baÅŸlıyor. Elindeki sahte evraklarla savcılığın yolunu tutuyor. CİMER’e ÅŸikâyette bulunuyor. YouTube ve Tik Tok’a çektiÄŸi videolarla sesini herkese duyurmaya çalışıyor.
Videolar kamuoyunda ses getirdikten sonra Kalyon’a bazı telefonlar gelmeye baÅŸlıyor. Telefon açan kiÅŸiler, aynı kiÅŸiler tarafından dolandırıldıklarını ifade ediyor. Ortaya bir sürü yeni maÄŸdur çıkıyor.
Mahkeme süreci uzuyor. Dolandırıcılar “paranı devletten al!” diyorlar. Yargı yapılanı “basit dolandırıcılık” olarak nitelendiriyor. Zaman geçtikçe Kalyon parasını alacağına, maÄŸduriyetinin giderileceÄŸine olan inancını kaybetmeye baÅŸlıyor.
Ve 3 Temmuz günü İzzet Kalyon, kendisini dolandırdığını öne sürdüÄŸü baba-oÄŸlu sokak ortasında vurarak öldürüyor.
Çok manidar ama çok tanıdık bir hikâye bu.
Her gün yüzlercesi yaÅŸanıyor ülkede.
Her gün sayısız insan dolandırılıyor. Bir ömür boyu biriktirdikleri ÅŸeyleri kaybediyorlar. Ve kaybettikleriyle kalıyorlar. Çünkü o uzun mahkeme süreçlerinden yaraları saracak, yürekleri soÄŸutacak hiçbir karar çıkmıyor.
Dolandırılanlardan büyük kısmı başına geleni sineye çekip zor da olsa hayatına devam etmeye çalışıyor. O aÅŸağılayıcı muameleyi kabullenmek zorunda kalıyor. Çünkü herkesin namussuzlarla savaÅŸacak olanağı, gücü ve cesareti yok. Bu da son derece normal. Aslında devlet tam da bunun için var.
Ama maalesef adalet mekanizması zalimin yakasına yapışmıyor, mazlumun hakkını sormuyor. Yapıyorsa da iÅŸ iÅŸten geçtikten, Basra harap olduktan sonra yapıyor.
Bu da ülkedeki namussuzları, kötü niyetlileri cesaretlendiriyor, teÅŸvik ediyor. Meydan kötü insanlara kalınca ortaya da kaos çıkıyor. Namuslu, temiz insanlar, namussuz ve kirli insanların baskı ve zulmü altında yaşıyorlar. Malları, canları, namusları namussuzların tehdidi altında.
Kadınlar tecavüze uÄŸruyor, insanlar dolandırılıyor, yoldan geçenler döner bıçaklarıyla doÄŸranıyor. Türkiye’de herhangi bir gün, herhangi bir haber bültenini izlediÄŸinizde çeÅŸit çeÅŸit canilik, çeÅŸit çeÅŸit dolandırıcılık hikâyelerine tanık olmanız iÅŸten bile deÄŸil.
Yasalar insanları kötü insanlardan korumuyor. Bu nedenle Türkiye’de bir süredir insanlar onurlarını kurtarmak için kendi adaletlerini kendileri tesis etmeye çalışıyorlar. (Bunu doÄŸru bulmamanız gerçeÄŸi deÄŸiÅŸtirmez) Bu yüzden sokakta kaos var. Bu çok açık. Ülke giderek daha güvensiz ve belirsiz bir yer haline geliyor.
Adaletin yapması gerekeni bir baÅŸkası yaptığında İzzet Kalyon gibi kahramanlaşıyor. (Adalet süratle Kalyon’un maÄŸduriyetini giderseydi, belki de bu kan dökülmeyecekti. Ama olmadı!) Kalyon, polis tarafından mahkemeye çıkarılırken halk tezahüratta bulunuyordu. Cezaevinde alkışlarla karşılandı.
Neden?
Ezilen, hakkı yenen, aÅŸağılanan sıradan insanın yapmak isteyip de yapamadığı ÅŸeyi yapmaya cesaret ettiÄŸi için…
Kalyon’a yapılan tezahürat, adalete duyulan güvenin iflas ettiÄŸinin net bir göstergesidir. Hukuk buharlaÅŸtığında, adalet görünmez olduÄŸunda bu tür görüntüler kaçınılmaz olarak ortaya çıkar. Çünkü ama ÅŸunun eliyle ama bunun eliyle, adalet bir ÅŸekilde tesis edilmelidir.
Yazar: Ali Osman Aydın |
12-07-25 |
||
| E mail: yeniakit.com | Tweet | ||