HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / TEFEKKÜR
Okunma Sayısı: 397
Yazar: Ömer Türker
BÜYÜK SORULAR VE AYRINTILAR

BÜYÜK SORULAR VE AYRINTILARİnsana hayatını etkileyen büyük sorular vardır. Nereden geldik, neredeyiz, nereye gidiyoruz gibi Allah’a, âleme, kendimize ve öte dünyaya dair meraklarımızı ifade eden asli sorular. Bu sorular hem her bir insanı hem de bir ÅŸahs-ı manevî olarak bütün insanlığı ilgilendirir. Bütün merak ve sorularımız gerçekte söz konusu asli sorularımızın bir uzantısı olarak ortaya çıkar. Din, felsefe, bilim ve sanat birbirinden farklı yollarla bu sorulara verilen cevaplardan oluÅŸur. Fakat din de dahil hiçbir cevap, kabaca esasları ifade etmekle yetinemez. Verilen cevaplar, insan maddi ve manevî yaÅŸantısındaki halleri, hareketleri, düÅŸünceleri, üretimleri, çekince ve inkarlarıyla ÅŸekillenir. Birer insani faaliyet olarak felsefe, bilim ve sanatta bunun böyle olduÄŸu açıktır. Zira filozof, bilim insanı veya sanatkâr kendi arayışında ancak külli bir idrake ulaÅŸtığında hakikatle temasın ne olduÄŸunu kavrasa da ilerleyiÅŸi parçalıdır; ister hızlı ister yavaÅŸ olsun her bir aÅŸamayı temaÅŸa ederek kat eder; bütünün her bir parçayla yahut külli idrakin her bir ayrıntıyla iliÅŸkisini görebildiÄŸinde bütüne veya küllî idrake ulaÅŸmış olur. Eskilerin tabiriyle bir vaz-ı ilâhî olan dinin bir peygamberin kalbinde taayyünü, insani üretimlerden farklı olarak bütünden veya küllî idrakten parçaya ve ayrıntıya doÄŸru ilerler. Peygamberin marifeti, kesin ve aksi alınamaz idrak anlamında yakînin tafsilidir, baÅŸlangıç sonu içerecek ÅŸekilde kapsamlı ve doludur. Bu, bütün bilgi ve tecrübelerimizin kapsam bakımından en geniÅŸ kavrayışımız olan varlık idrakiyle baÅŸlamasına benzer ama karakter olarak ondan farklıdır. Zira varlık, en kapsamlı kavramımız olsa da baÅŸlangıçta muhtevası boÅŸ bir çerçevedir, süreç içinde tecrübe ve tefekkürlerimizle dolar. Oysa peygamberin baÅŸlangıç noktası, bütün tecrübe ve tefekkürlerini ancak birer açılma (keÅŸif) olarak temaÅŸa edebileceÄŸi ve bu sayede de derinleÅŸmeye müheyya bir tevhid ve âhiret idrakidir. Fakat bir peygamberin idrak ve tecrübesi de daima ayrıntılarla örülür, sürekli bir ÅŸekilde düÅŸünce ve davranışlarla açılır ve sınanır.

Bunları ÅŸu amaçla anlattım: Bir soru veya merak, ne denli büyük ve kapsamlı olursa olsun ayrıntıya veya parçaya temas etmiyorsa soyutlamanın tuzağına düÅŸmüÅŸ demektir. Çünkü soruyu veya merakı büyük yapan ÅŸey, maddi bir hacme sahip olması deÄŸildir, her ÅŸeyle ilgili olabilmesi, her ÅŸeyde tecelli edebilmesi ve kendisi üzerinden her ÅŸeyi temaÅŸa etme imkânıdır. Bir ev yaptığınızı düÅŸünün. Ev ana yapısı itibariyle temellere, kolonlara, duvarlara ve çatıya ihtiyaç duyar. Sadece bunları yaptığınızda ev bir barınaÄŸa dönüÅŸebilir ama gerçekte insan ihtiyaçlarını karşılayan ve içinde huzurla oturabileceÄŸiniz bir mesken olmaz. Hakiki anlamda bir mesken olabilmesi için sâkinlerin sükun bulacağı ayrıntıların inÅŸa edilmesi gerekir. Sofanın, odaların, mutfağın, lavaboların vs. yapılması ve evin döÅŸenmesi gerekir. Eksik bırakılan her bir ayrıntı, ev içindeki iÅŸlevine baÄŸlı olarak kimi zaman bir kemâl noksanlığı kimi zaman da bir çirkinlik olarak geri döner. DüÅŸünce ve inançlar, zihnimizin, aklımızın ve kalbimizin meskenleridir. Yalnızca ana soruları cevaplamakla sükunete ulaÅŸamayız, soru ve cevapların ayrıntısına girmemiz, makuliyetini kavramamız ve hayatın muhtelif alanlarına nasıl uzandığını görebilmemiz gerekir. İhmal ettiÄŸimiz her bir ayrıntı bir eksiklik ya da bir çirkinlik olarak bize geri döner. Allah resulü (sav) bize sadece tevhidi öÄŸretmedi aynı zamanda Allah’ın fiillerde bulunması gerektiÄŸini de öÄŸretti. Tabii ki fiillerde Allah’ın bulunabilmesi için Allah’ın zâtı, sıfatları ve fiilleri hakkında sahih bir inançlar kümesine sahip olmamız gerekir. Ama inançlar; haller, hareketler ve fiillerde tecelli eder. Herhangi bir alanda ayrıntı ve uygulamaların ıskalandığı bir düÅŸüncenin sahibi, o alanda soyutlamanın cezbesine kapılmış bir meczuptur. Yine herhangi bir alanda esasların ihmal edildiÄŸi ve sadece ayrıntıların sayım ve dökümüyle ilgili bir düÅŸüncenin sahibi, o alanda bulunduÄŸu dereceye göre bir tür sapkınlık içinde demektir. Zira her iki ÅŸahıs da ufuk daralması yaÅŸar. Bu durum, toplumsallaÅŸtığında meczupluk veya sapkınlığın ne denli yıkıcı sonuçları olabileceÄŸini öngörmek herhalde büyük maharet istemez.

Varmak istediÄŸim nokta ÅŸu: İster din ister felsefe ister bilim ister sanat olsun hakikate sahih bir teması amaçladığımız bütün faaliyetlerde düÅŸünce ve davranışları ilmek ilmek dokumak gerekir. Ne ayrıntılar önemsizdir ne de sadece küllî esaslar önemlidir. Aksi halde kaba softalığı dindarlık, sahte uzmanlığı âlimlik, turfanda düÅŸünürlüÄŸü filozofluk, maskaralığı sanatkarlık zannederiz.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Ömer Türker
18-08-25
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
BÜYÜK SORULAR VE AYRINTILAR
Online KiÅŸi: 27
Bu Gün: 1236 || Bu Ay: 82.381 || Toplam Ziyaretçi: 3.058.659 || Toplam Tıklanma: 59.105.473