
| Kategori : / HUKUK HİKÂYELERİ | Okunma Sayısı: 2171 |
Yüksek Yargının Derdi BaÅŸka
AKP"nin anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi paketinin açıklanmasının hemen ardından Yargıtay"ın, Danıştay"ın ve elbette HSYK"nın feryad-ı figan etmesine bakarak, pek devlet-sever yüksek yargımızın hükümetin gerçekleÅŸtirmeyi planladığı anayasa reformuna ülkemiz demokrasisinin iÅŸleyiÅŸi zaviyesinden esaslı bazı itirazlarının olduÄŸunu mu düÅŸündünüz?
Öyle ya, Yargıtay BaÅŸkanı Gerçeker öngörülen anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸinin “anayasaya aykırı olduÄŸunu” belirterek, daha önce bir anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸini esastan inceleyerek büyük bir yetki gaspına imza atan Anayasa Mahkemesi"ne kendince bir gönderme yaptı, HSYK BaÅŸkanvekili ise “anlaşılan bizi gözden çıkarmışlar” diyerek yüreÄŸimizi daÄŸlayan arabesk bir itiraz yükseltti. Danıştay BaÅŸkanlığı"nın da “(siyaseten) yüksek yargı” yarışında geri kalacağını düÅŸünmek bittabi Türkiye gerçekleriyle çeliÅŸirdi. Nitekim Danıştay BaÅŸkanlığı da süslü cümlelerle anayasa reformuna karşı çıktı. Ülkemizde yüksek yargının nasıl iÅŸlediÄŸini bilmeseydik, doÄŸrusu bu itirazcıklardan etkilenmemiz bile mümkün olabilirdi.
Sadece Anayasa Mahkemesinden ses çıkmadığı yurttaÅŸların dikkatini çekmiÅŸ olmalı.
En sonda söylenmesi gerekeni an baÅŸta söyleyeyim. Türkiye"de yargı erkinin yasama ve yürütme erkleriyle yaÅŸadığı çatışma görüntüsünün altında “memleketi herhangi bir sorumluluk üstlenmeksizin ve fakat olaÄŸanüstü yetkilerle yönetme isteÄŸinde yüksek mahkemelerin birbirleriyle yaÅŸadıkları rekabet” yatmaktadır.
Daha açık bir ifadeyle, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve HSYK"nın yasama ve yürütme erklerinin alanına tecavüz eden, çoÄŸu zaman yasalara ve hatta anayasaya aykırı kararlarının temelinde, bu mahkemelerin birbirleri arasındaki “yüksek yargıda kim daha yüksek” savaşı yatmaktadır.
Bu noktada AKP, diÄŸer bir deyiÅŸle “irticai eylemlerin odağı olduÄŸuna Anayasa Mahkemesi"nce karar verilmiÅŸ olan iktidar partisi” sadece ve sadece uygun bir mazeretten ibarettir. Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi bu partiyi adeta bir ÅŸamaroÄŸlanına çevirirken birinci amaç ne tüzel kiÅŸilik olarak partidir ne de AKP"li siyasetçilerin kendileri. Asıl amaç, kendilerini hükümetin üzerinde ve onun mutlak denetleyicisi konumunda bir yerde konuÅŸlandırmaktır. Bu itibarla, Yargıtay gönlünün istediÄŸi bazı siyasetçilere aÄŸza alınamayacak hakaretleri eleÅŸtiri sayarken ve kamuoyunu çok yakından ilgilendiren fevkalade önemli davalarda temyiz kartını kullanırken, Danıştay idarenin bütün eylem ve iÅŸlemlerini anayasada açıkça belirtilmesine karşın yalnızca hukukilik boyutuyla deÄŸil yerindelik bakımından da denetlerken, HSYK hakim ve savcı atamalarını ideolojik bir aygıta dönüÅŸtürürken, Anayasa Mahkemesi ise partilerin kapatılması davaları ile yasa ve anayasa deÄŸiÅŸikliklerine iliÅŸkin iptal davalarını hükümetin üzerinde demoklesin kılıcı gibi sallandırırken tek bir düÅŸünceyle hareket ederler: DiÄŸer Yüksek Mahkemelere deyiÅŸ yerinde ise “çalım atmak”.
İşte Yargıtay"ın, Danıştay"ın ve HSYK"nın anayasa reformuna karşı feveran etmesine karşın Anayasa Mahkemesinin bıyık altından gülmesinin nedeni tam da budur.
Zira, gündemdeki anayasa reformuyla yurttaÅŸlara Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi"ne gitmeden önce Anayasa Mahkemesine “bireysel baÅŸvuru” yapma hakkı tanınmaktadır. Bunun anlamı ÅŸudur: Danıştay"ın ve Yargıtay"ın temyiz incelemesi sonucunda nihai olarak verdiÄŸi bir karardan hoÅŸnut kalmayan bir vatandaşımız Anayasa Mahkemesi"ne baÅŸvurarak hakkını arayabilecektir. Bu da, doÄŸal olarak, Anayasa Mahkemesi"ni Yargıtay ve Danıştay"ın kararlarına karşı adeta ikinci bir temyiz mercii haline getirecektir. Danıştay ve Yargıtay"ın bireysel baÅŸvuru hakkından yılandan çıyandan korkar gibi korktuklarını duymayan kalmadı. Öyle ki, çeÅŸitli vesilelerle yurtdışı ziyaretlerinde bulunan Yargıtay heyetlerinin bazı üyeleri bireysel baÅŸvuru hakkı tanınması çalışmalarını yabancı muhataplarına bile ÅŸikayet etmekten çekinmiyorlar, “HaÅŸim” diye hitap ettikleri Anayasa Mahkemesi BaÅŸkanıyla kendilerince alaycı bir üslupla dalga geçiyorlardı. Dahası, Anayasa Mahkemesi"nin yeni binasındaki duruÅŸma salonunda Mahkeme BaÅŸkanına yüksek bir kürsü hazırlanmışken, Yargıtay BaÅŸsavcısının ölümlü dünyalılarla aynı hizada oturtulmasını bile sorun etmiÅŸlerdi.
Oysa Yargıtay ve Danıştay yargı reformunu hiç de böyle hayal etmemiÅŸti. Onlar, Anayasa Mahkemesinin konumunun, bırakınız daha da güçlendirilmesini, tam tersine zayıflatılmasını arzu ediyorlardı. Buna göre, halihazırda Anayasa Mahkemesinin uhdesinde bulunan Yüce Divan yetkisini, daha açık bir ifadeyle siyasetçileri ve devlet adamlarını yargılama yetkisini Anayasa Mahkemesinden almayı ümit ediyorlardı. Yargıtay BaÅŸkanlarına göre bu yetki “ceza hukuku alanında” uzmanlaÅŸmış olan Yargıtay"a verilmeli iken, Danıştay BaÅŸkanlarına göre bu yetkiyi, Yargıtay ile “idarenin eylem ve iÅŸlemlerini denetlemede uzmanlaÅŸmış” olan Danıştay birlikte kullanmalıydı.
Yargıtay BaÅŸkanlarının Yargıtay"ın kuruluÅŸ yıldönümlerinde, Danıştay BaÅŸkanlarının ise Danıştay"ın kuruluÅŸ yıldönümlerinde yaptıkları ibretlik konuÅŸmaları dikkatlice okuduÄŸunuzda, Yüksek Mahkemelerin birbirlerinden rol çalmaya ve böylece devlet siyasetinde daha etkin bir konuma gelmeye ne denli hevesli olduklarını açıkça görebilirsiniz.
İşte Danıştay, Yargıtay ve HSYK “Yüksek yüksek yargımıza yetki versinler” türküsü eÅŸliÄŸinde aÄŸlaşırken Anayasa Mahkemesi"nden ses çıkmamasının nedeni budur.
Yine belirtmekte yarar var: Yüksek hakimlerin, yargı reformu kapsamında YAÅž ve HSYK kararlarına ve hatta CumhurbaÅŸkanının tek başına yaptığı iÅŸlemlere karşı yargı yolunun açılmasını istemelerini “hesap verebilir” devlet anlayışı çerçevesinde deÄŸerlendirmek büyük bir iyimserlik olur. Yüksek yargının buradaki hedefi, kendilerine yeni yeni “denetleme” yetkilerinin verilmesinden ibarettir.
AKP"nin, Anayasa Mahkemesinin gönlünü hoÅŸ tutarken ve reform paketinde bu mahkemenin konumunu güçlendirirken, olası bir iptal davasında zor durumda kalmamayı hesap ettiÄŸi anlaşılıyor. İşe yarayıp yaramadığını zaman gösterecek.
stratejikboyut.com
Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.
Yazar: Y. Kemal Sezgin |
03-04-10 |
||
| E mail: kemal@stratejikboyut.com | Tweet | ||